Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:

Kullanıcı Adı:
Şifre:
Sitemize kaydolmak için tıklayın.

Bunlar da var
Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Osmanlı - Sırp İlişkileri
Tesdis
Koca Ragıp Paşa
Dilâver Paşa
Eski Manisa
Osmanlıların Akdeniz ve Avrupa Devletleriyle İlişkileri
IHH'dan Acil Yardim Çagrisi
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Rus İlişkileri
Padişahların Ünvanları ve manaları
Akif
Google Arama:
Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı?
Soru-Cevap bölümümüzde sorun.

Hetorodoks İslam anlayışından Sünni İslam'a nasıl ve neden geçildi?
Gönderen: berhudar
2008-01-16 06:58:28
Osmanlı'nın ilk dönemlerinde Heterodoks İslam anlayışının hakim olduğunu ve günümüzde de yaşanan Alevi-Bektaşi İslam anlayışına büyük oranda benzediğini biliyoruz. Pekiyi, Osmanlı'nın Sünni İslam'a geçişi nasıl, ne şekilde olmuş ve buna neden gerek duyulmuştur?
Cevap: Hetorodoks İslam anlayışından Sünni İslam'a nasıl ve neden geçildi?
Gönderen: alioktay23
2008-03-03 08:20:17
Halifenin alevi-bektaşi geleneğinden gelmiyor olması,
Bir devletin devlet olarak tanınabilmesi için halifenin hil'at göndermiş olması ve halifenin övgüsüne mazhar olması gerektiğinden dolayı, Türkler eski şaman inancına ait unsurları bir kenara bırakarak sünniliği benimsemeye başlamıştır. Bu aslında başından olması gereken bir olguydu. Ancak milletler bir anda geçmiş yaşantısının izlerini silemiyorlar.

İslam Dünyasında meydana gelen ayrılma aslında Emevi-Haşimi çekişmesinden başka bir şey değildir. İslamiyetten önceki kabilecilik anlayışının yeniden ortaya çıkmasıdır. Hz. Ali ile Muaviye arasındaki Emevi-Haşimi çekişmesi tamamen Arap aleminin kendi içindeki kabilecilik anlayışından kaynaklanmış olmasına rağmen Türkler arasında da böyle bir ayrılma söz konusu olmuştur. Bu ayrılmışlığın sebebi ise Eski şaman inancına ait inanç ve yaşam tarzını bir kenara bırakamayan ve göçebe olarak yaşayan Türkler hetorodoks kaldığından ve heteredoks kalmış Araplarla birbirlerine yakınlaşmasına sebebiyet vermiştir. 16. Yüzyıla kadar da göçebe olarak yaşamış olmaları daha sonra yerleşik yaşama geçmeleri sırasında birtakım sıkıntılara sebebiyet vermiştir. İşin aslına bakarsanız Türkler arasında alevilik - sünnilik diye bir kavram olmadığına inanıyorum. Yerleşik olan halk ile göçebe olan halk arasındaki yaşam ve inanç farklılığı böyle bir tanımlamayı beraberinde getirmiştir.

Sitemize giriş yaparak siz de forumlarımıza soru ve cevap gönderebilirsiniz.
Sitemize kaydolmadıysanız kaydolmak için buraya tıklayın

Sayfalar: 1